Ana Sayfa Genel Araç kiralamada görünmeyen kriz: Şirketler artık araç değil bilançoyu koruyor

Araç kiralamada görünmeyen kriz: Şirketler artık araç değil bilançoyu koruyor

Türkiye’de operasyonel araç kiralama sektörü küçülürken, asıl kırılmanın talepte değil finansman matematiğinde yaşandığı ortaya çıktı. Lenacars Genel Müdürü Selçuk Nazik’e göre sektör artık büyüme değil, “dayanıklılık” mücadelesi veriyor. Bugün birçok şirket için araç yatırımı yapmak değil, mevcut bilançoyu ayakta tutmak öncelik haline geldi.

Türkiye’de operasyonel araç kiralama sektörü son iki yılda küçülürken, sektör temsilcileri bunun nedeninin talep eksikliği değil, bozulan finansman dengesi olduğuna dikkat çekiyor. 2023 yılında 252 bin adet seviyesinde bulunan operasyonel kiralama araç parkının 2025 sonunda 234 bin adede gerilemesi, sektörde yeni bir dönemin başladığını ortaya koyuyor. Lenacars Genel Müdürü Selçuk Nazik, sektörün bugün artık klasik anlamda bir büyüme hikâyesi anlatamadığını belirterek, “Mevcut koşullarda yerinde kalmak bile başarı haline geldi. Sektör bugün büyüme değil, dayanıklılık hikâyesi yazıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Faiz artışı yatırım matematiğini bozdu

Nazik’e göre operasyonel kiralama sektörünün küçülmesinin temel nedeni talep daralması değil, yüksek faiz ve hızla artan araç maliyetleri nedeniyle yatırım matematiğinin bozulması. Özellikle 2023 sonrası dönemde faiz oranlarında yaşanan sert yükselişin sektör üzerindeki baskıyı ciddi şekilde artırdığına dikkat çekiliyor. TCMB politika faizinin 2023 başındaki yüzde 8,5 seviyesinden 2024 itibarıyla yüzde 50’ye kadar yükselmesi, araç yatırımı yapan şirketlerin finansman maliyetlerini katladı. Aynı dönemde enflasyonun yüksek seyretmesi ise araç, sigorta, bakım, operasyon ve personel giderlerini tarihi seviyelere taşıdı.

Sektör araç almıyor, filo küçültüyor

Sektördeki en dikkat çekici kırılmalardan biri ise yatırım davranışında yaşandı. 2025 yılında sektörün satın aldığı araç sayısı 67,7 bin adet olurken, satılan araç sayısı 77,7 bine ulaştı. Başka bir ifadeyle sektör, aldığı araçtan daha fazlasını satarak filo küçültmeye yöneldi. Bu tablo, operasyonel kiralama sektörünün artık büyüme odaklı değil, bilanço koruma refleksiyle hareket ettiğini gösteriyor. Sektör temsilcilerine göre bugün birçok şirket için öncelik yeni araç yatırımı yapmak değil; yüksek faizli borç yükünü azaltmak ve nakit akışını koruyabilmek.

Kredi taksiti kira gelirini geçti

Nazik, mevcut finansman yapısının sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak dikkat çekici bir örnek verdi. Buna göre ortalama 2 milyon TL seviyesine ulaşan sıfır kilometre bir aracın aylık kira getirisi yaklaşık 45 bin TL seviyesinde kalırken, aynı aracın kredi finansmanı kullanılması halinde aylık kredi ödemesi 100 bin TL’yi aşabiliyor. Böylece aracın finansman yükü, yarattığı kira gelirinin iki katından daha yüksek hale geliyor. Sektör açısından asıl riskin de burada ortaya çıktığı belirtiliyor. Çünkü operasyonel kiralama şirketleri yalnızca araç satın alan yapılar değil; sigorta, bakım, hasar yönetimi, ikame araç, lastik, operasyon ve ikinci el satış riskini de aynı anda üstleniyor.

Araç maliyeti 7 yılda 15 kat arttı

Araç maliyetlerindeki artış ise sektörün karşı karşıya olduğu baskıyı daha görünür hale getiriyor. 2018 yılında ortalama 117 bin TL seviyesinde bulunan araç satın alma maliyetinin 2025 itibarıyla 1,78 milyon TL’ye yükselmesi, yaklaşık 15 katlık artış anlamına geliyor. Aynı dönemde kira gelirlerinin aynı hızda artmaması ise operasyonel kiralama şirketlerinin mali yapısını zorluyor. Sektör temsilcileri, araç maliyetleri ile kira gelirleri arasındaki makasın her geçen yıl daha da açıldığına dikkat çekiyor.

KOBİ’lerde büyük potansiyel var

Buna rağmen sektör temsilcileri operasyonel kiralamanın şirketler için hâlâ önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Özellikle yüksek faiz ortamında işletmelerin özkaynaklarını araç satın alımına bağlamak yerine, operasyonel kiralama yoluyla nakit akışını korumasının daha rasyonel hale geldiği belirtiliyor. Sektörde asıl büyüme potansiyelinin ise hâlâ KOBİ tarafında olduğu ifade ediliyor. Büyük ölçekli şirketlerin operasyonel kiralamayı yaygın biçimde kullandığına dikkat çekilirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerde araç sahipliği alışkanlığının devam ettiği belirtiliyor.

Şarj işlemi – Otogundem

Turizm hareketliliği kısa dönem kiralamayı destekliyor

Kısa dönem araç kiralama tarafında ise turizm hareketliliği, havalimanı trafiği ve iç turizm büyüme açısından kritik alanlar olarak görülüyor. Türkiye’nin dört mevsime yayılan turizm potansiyelinin kısa dönem kiralama pazarında hâlâ ciddi büyüme alanı sunduğu ifade ediliyor. Sektör temsilcilerine göre operasyonel araç kiralama pazarında yaşanan küçülme, doygunluk işareti değil; yüksek sermaye maliyetinin yarattığı geçici baskının sonucu. Finansmana erişimin kolaylaşması, faizlerde öngörülebilirlik sağlanması ve araç maliyetlerinde denge oluşması halinde sektörün yeniden büyüme eğilimine girebileceği belirtiliyor.