Ana Sayfa Genel Benzinle 370 liralık yol elektrikle 60 liraya: Akaryakıt zammı sonrası dengeler değişti

Benzinle 370 liralık yol elektrikle 60 liraya: Akaryakıt zammı sonrası dengeler değişti

Akaryakıt fiyatları 60 TL’yi aştı. Benzinli araçta 100 km maliyeti 370 TL’ye çıkarken elektrikli araçlarda bu rakam 60 TL’ye kadar düşüyor. İşte çarpıcı fark.

Küresel petrol piyasalarında artan jeopolitik riskler Türkiye’de akaryakıt fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Son zamlarla birlikte benzinin litre fiyatı 61 TL’yi, motorinin litre fiyatı ise 65 TL’yi aştı. Yaşanan yükseliş, araç sahiplerinin yakıt tercihlerini yeniden gündeme taşırken elektrikli otomobillerle içten yanmalı araçlar arasındaki maliyet farkı dikkat çekici seviyelere ulaştı.

Artan fiyatlarla birlikte özellikle şehir içi kullanımda benzinli ve dizel araçların maliyeti hızla yükselirken, elektrikli araçlar düşük enerji gideriyle öne çıkmaya başladı. Ancak bu avantajın karşısında şarj süresi, kullanıcıların kararında belirleyici olmaya devam ediyor.

100 kilometrede fark katlandı

Türkiye’de yaygın olarak kullanılan C segmenti bir otomobil üzerinden yapılan hesaplamalar, maliyet farkını net şekilde ortaya koyuyor. Ortalama 100 kilometrede 6 litre yakıt tüketen bir benzinli araçta güncel fiyatlarla maliyet yaklaşık 370 TL seviyesinde hesaplanıyor. Dizel araçlarda bu rakam 400 TL’ye yaklaşıyor.
Yoğun şehir içi trafikte tüketimin 8-10 litre seviyesine çıkması durumunda ise 100 kilometrelik yakıt maliyeti 600 lirayı aşarak 700 TL bandına kadar yükseliyor.

Elektrikli araçta aynı mesafe 60 liraya kadar düşüyor

Elektrikli otomobillerde ise maliyetler kullanılan şarj yöntemine göre değişiklik gösteriyor. 53 kWh batarya kapasitesine sahip ve yaklaşık 430 kilometre menzil sunan bir model baz alındığında:

Evden şarjda 100 kilometre maliyeti 50-60 TL seviyesinde
Aynı menzilin toplam maliyeti yaklaşık 200 TL

AC şarj istasyonlarında bu rakam 500 TL’nin üzerine çıkarken, hızlı DC şarj noktalarında ise 600-700 TL bandına ulaşıyor. Aynı mesafenin benzinli bir araçla kat edilmesi halinde toplam maliyet 1.500 TL’yi aşıyor. Böylece kullanım senaryosuna göre elektrikli araçlar ile içten yanmalı modeller arasında birkaç katlık fark oluşuyor.

Şarj işlemi – Otogundem

Tercih noktası: Hız mı, maliyet mi?

Maliyet avantajına rağmen elektrikli araçların en büyük dezavantajı şarj süresi olarak öne çıkıyor. İçten yanmalı araçlarda yakıt dolumu ortalama 5 dakika sürerken, elektrikli araçlarda:

Hızlı şarj: 25-30 dakika
Ev tipi şarj: 5 ila 10 saat

arasında değişiyor. Bu durum sürücüler için yeni bir tercih noktası oluşturuyor. Kullanıcılar ya daha kısa sürede yakıt dolumu sağlayan ancak yüksek maliyetli içten yanmalı araçları ya da daha uzun sürede şarj olan fakat düşük maliyet sunan elektrikli modelleri tercih ediyor.

Şehir içi kullanımda elektrikli araçlar öne çıkıyor

Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin sürmesi halinde özellikle şehir içi kullanımda elektrikli otomobillerin avantajının daha da artması bekleniyor. Kısa mesafeli günlük kullanımlarda düşük enerji maliyeti, elektrikli araçları daha cazip hale getiriyor.
Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin devam etmesi durumunda, içten yanmalı araçlarda 100 kilometre maliyetinin önümüzdeki dönemde daha da artabileceği değerlendiriliyor.

Tedarik zinciri riski fiyatları etkileyebilir

Öte yandan enerji krizinin etkileri yalnızca yakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor. Küresel otomotiv üretiminde kritik rol oynayan batarya ve elektronik bileşenlerde Çin merkezli tedarik öne çıkıyor. Türkiye pazarında faaliyet gösteren BYD ve Chery gibi markalar başta olmak üzere birçok üretici bu zincire bağlı üretim yapıyor. Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek olası riskler; lojistik maliyetlerin artması, teslim sürelerinin uzaması ve araç fiyatlarında yeni artışlar yaşanması ihtimalini gündeme getiriyor.

Denklem değişti

Akaryakıt fiyatlarının 60 TL’nin üzerine çıkmasıyla birlikte otomobil kullanıcıları için yeni bir dönem başladı. Artık tercih yalnızca araç tipine göre değil, zaman ve maliyet dengesi üzerinden şekilleniyor. Sürücüler için temel soru ise giderek daha net hale geliyor:
Hızlı ama pahalı mı, yoksa yavaş ama ekonomik mi?